Filistin’de yaşanan şiddet olayları, insanlık dramı her coğrafyayı derinden sarsarken, günlerdir sosyal medyanın da gündeminde. Sosyal medya kullanıcıları paylaşımlarında yaşanan olaylarla ilgili tepkisini dile getirirken genellikle görsel, fotoğraf kullanıyor. Görseller olayı, zamanı ve bölgeyi yansıtıyormuş gibi görünse de bazı fotoğraflar başka zamana, bazıları ise başka olaylara ait. Dogrula.org en çok paylaşılan fotoğrafların kaynağını araştırdı. Çokça paylaşılan fotoğraflar Filistin’den değil
Newyork Post’un haberine göre bu fotoğraf 7 Mayıs 2021’de Reuters’ın Ammar Awad isimli çalışanı tarafından çekilmiştir. Olayların başında çekilen bu fotoğraf Twitter’da Metin Şentürk tarafından da paylaşılmıştır.Bu fotoğrafta Twitter’da #AksadaBaskınVar tagıyla pekçokkişi tarafından paylaşılmıştır. Edindiğimiz bilgilere göre fotoğraf 28 Temmuz 2014’te Gazze Şeridi’nde çekilmiştir. Fotoğraftaki kız Ansam (9) kardeşi Sameh’in(4) cenazesine son kez bakmaktadır. Kardeşi İsrail’in gerçekleştirdiği tank ateşi sebebiyle vefat etmiştir. Fotoğrafı çeken kişi ise Ali Jadallah’tır.Bu fotoğrafta ise küçük bir kızın annesini korumak için silahlı bir kişiye karşı çatal uzattığı görünmektedir. Fotoğrafı 15 Ekim 2016’ya kadar izleyebildik. Bulduğumuz habere göre fotoğraf Suriye’de çekilmiş ve silah çeken teröriste karşı kız annesini savunmaya çalışmıştır.Bu fotoğraf ise Gazze’deki gerçekleşen en son olaylarda çekilmiştir. İlgili haberde Filistinli bir vatandaşın bir şehidi taşıdığı ifadesi yer almaktadır.Bu fotoğrafta sosyal medyadaçokça paylaşılmaktadır. Fotoğraf 2013 yılında Suriye’de çekilmiştir. RT’nin haberine göre Suriyeli muhalifler fotoğrafı paylaşmış ve muhalifler fotoğrafta yer alan çocukların rejim güçlerine yakın güçler tarafından gerçekleştirilen zehirli gaz saldırısı yüzünden yaşamlarını yitirdiğini iddia etmiştir.Bu fotoğrafın geçmişini araştırdığımızda ise fotoğrafın 29 Ekim 2015’te Suriye’de çekildiğini bulduk. Fotoğraftaki çocuk rejim güçlerince gerçekleştirilen hava saldırıları sonucunda yaralanmış ve tedavi edilmeyi beklemektedir.
İki fotoğrafta 2018’de Filistin’de çekilmiştir. İlk fotoğraftaki anne(Mariam Al Ghandour) 8 aylık bebeğini (Laila Al Ghandour) kaybetmiştir. İkinci fotoğraftaki de bebeğin babasıdır. 2018’de ABD’nin İsrail Büyükelçiliğini Kudüs’e çekmesi sonucunda Filistinliler Gazze-Kudüs sınırında protestolar düzenlenmişti. Bebeğin bu protestolarda atılan biber gazını soluması sebebiyle hayatını kaybettiği söylenmektedir. Bu konuda İsrail suçlanmaktadır.Bu fotoğrafta #AksadaBaskınVar tagi altında paylaşılmıştır. Bulgularımıza göre bu ise 2020 yılı Azerbaycan-Ermenistan Savaşı sırasında Fami Mahmudbeyli tarafından çekilmiştir.Bu fotoğraf isedahaönce de gündeme gelmiş bir fotoğraf. 2019’da yapılmış bir teyit ile ulaştığımız bilgiye göre fotoğraf “The Kingdom of Ants” filmine ait. Film 2012 yılına aittir. Filmin aşağıdaki fragmanının 1:11 saniyesinde aynı çocuğu görmek mümkün. Filmin konusu Filistinlilerin baskıya karşı direnişi ile alakalıdır.
Fotoğraf 14 Şubat 2014’te Suriye’de rejim güçlerinin fotoğraftakilerin evini bombalamasından sonra Hosam Katan tarafından çekilmiştir. Sözcü’nün haberine göre fotoğraftaki Suriyeli genç kız kardeşini evin yıkıntıları arasından kurtarmıştır.
Bu fotoğraf ise son zamanlarda yine Twitter’da paylaşımı yapılmıştır. Daha önce ise Teyit.Org bu fotoğrafın aslını araştırmıştır. Buldukları sonuçta fotoğrafın 2018’de Muhammed Hammas tarafından çekildiği ve fotoğraftaki ABD Büyükelçiliği’nin Kudüse taşınmasını protesto eden engelli kişinin Saber al-Ashqar olduğu görülmüştür.
Bu fotoğrafın Kudüs’te şiddet olaylarından sonra Twitter’da paylaşımı yapıldı. Fotoğraf daha önceleri Irak savaşında annesini kaybeden bir çocuğa ait olduğu söylenmekteydi. Yabancı bir teyit sitesi tarafından fotoğrafın aslında bir sanatçıya ait olduğu ortaya çıkarıldı ve fotoğrafın arkasında öksüz bir çocuk hikayesi olmadığı öğrenildi. Sanatçı bu fotoğrafın ünlü olmasıyla buna benzer fotoğraflar çekmeye başladı. Aşağıdaki videodan bu resimlere ulaşabilirsiniz.
Washington Post’a göre bu iki fotoğrafta yer alan çocuklar hava saldırıları sonucunda kardeşlerini kaybettiklerinden dolayı üzüntü içindedirler. 2016’da Suriye Halep’te çekilen bir videonun iki kesiti olan fotoğraflar Twitter’da #AksadaBaskınVar tagıyla paylaşılmıştır. Rejim güçlerinin hava saldırısını gerçekleştirdiği düşünülmektedir.
Çin Uzay İstasyonu’nun ilk parçası olan çekirdek modül Tienhı’yı taşıyan Long March 5B roketi, 29 Nisan’da fırlatılmıştı. Fırlatıldıktan sonra Tienhı modülü başarılı bir şekilde roketten ayrılarak yörüngeye girdi. Daha sonra ise, roketin ana gövdesinin ‘nereye düşeceği’ konuşulmaya başlandı. Roketin nereye ineceği konusunda dünya medyasında çeşitli haberler yapıldı. Çin roketi olarak adlandırılan Long March 5B ile ilgili yapılan açıklamalar ve haberler farklı ülkelerin medya konjonktürlerine göre şekillenerek, komplo teorisyenlerinin ana gündemi haline geldi. Peki hangi kurum, medya kontrolden çıkan roketle ilgili ne dedi? Nereyi hedef gösterdi?
BBC: Roket kontrolden çıktı
BBC, roketin kontrolden çıktığını duyuran ilk resmi global medya kuruluşlarınan biri oldu. Ancak, bu haberler karşısında Çin iddiları kabul etmedi. Havacılık uzmanı ve televizyon yorumcusu Song Zhongping, suçlamaların yanlış ve asılsız olduğunu belirterek, “Sözde ‘kontrolsüz’ yörünge, itici güç kaybına işaret ediyor, ancak hiçbir şekilde Çin’in uçuş yolunu ve gerçek zamanlı konumunu kaybettiği anlamına gelmiyor” dedi. Song, Global Times‘taki açıklamasında, roket parçalarının her hareketinin Çin’in uzay izleme ağı tarafından izlendiğini ve iniş sahasında buna göre doğru tahminlerin yapıldığını belirtti.
Roketin nereye düşeceği çok tartışıldı
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) roketin düşeceği bölgeyi hesap ettiklerini belirterek roketin düşebileceği alanı 41.5 kuzey enlemi ile 41.5 güney enlemi arasındaki bölge olarak tahmin ediyordu. Bu koordinatlara göre Avrupa’da Türkiye, Yunanistan, İtalya, Portekiz, İspanya ve Malta’nın bir kısmı bu alanı kapsıyordu. Rus Uzay Ajansı Roscosmos roketin Endonezya’nın güneyindeki Timor Denizi’ne düşeceğini tahmin etti. Rus Uzay Ajansı Roscosmos’un başkanı Dmitriy Rogozin Twitter hesabından roket parçalarının düşebileceği alanı gösteren bir harita paylaştı. 10 Mayıs tarihinden önce düşmesi beklenen, 33 metre uzunluğundaki roketin New York, Madrid, İstanbul, Pekin, Şili ve Yeni Zelanda için tehdit oluşturduğu söylendi. Kontrolsüz bir şekilde yerleşim alanına düşmesi durumunda birçok kişinin hayatını kaybedebileceği ifade edildi.
Tahminler Türkiye’ye yöneldi
Roketin düşme olasılığı olan ülkelerin arasında Türkiye de vardı. Türkiye de işaret edilen alandaki ülkelerden biri olarak, özellikle İstanbul ve Ankara şehirlerini gösterdi. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un açıklaması ve Avrupa Uzay İstasyonu’ndan gelen veriler doğrultusunda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Topal Haber Global’de yaptığı açıklamada roketin sarı alanların herhangi birine düşeceğini söyleyerek İstanbul ve Ankara’nın sarı alanda bulunduğunu belirtti.
Rusya Federal Uzay Ajansı Genel Müdürü Rogozin roketin düşme ihtimalinin olduğu olası koordinatları harita üzerinde gösterdi.
Medyanın dikkate aldığı tahminlerden birine imza atan, Harvard Üniversitesi’ndeki uzay bilimci Jonathan McDowell ise roket parçalarının kuzey ve güney yarımkürede 41. Enlemler arasına düşebileceğini söyledi. McDowell, Amerika’nın New York şehri ile Madrid’i, güneyde Şili’nin güneyi ile Wellington şehri arasındaki alanı işaret etti.
Çin, Batı medyasının tutumunu nasıl değerlendirdi?
3 Mayıs 2021 tarihinde New York Post’ta “Dev Çin roketinin enkazı New York’a düşebilir” başlıklı haberde bilim insanları, “Çin uzay çöplerinin büyük bir parçasının tahmin edilemez bir şekilde Dünya’nın etrafında döndüğünü ve önümüzdeki birkaç gün içinde New York’a veya başka bir metropol bölgesine enkaz yağdırabileceği konusunda uyardılar” şeklinde ifadeler yer alıyordu. 26 Mart tarihli haberinde New York Post Falcon 9 roketi kalıntıları konusunda, “Seattle’daki gizemli ışık gösterisi muhtemelen SpaceX roketinin enkazıydı” başlıklı haberi yayınlamıştı. Ancak Çin roketi konusundaki tutum farklıydı. Batı medyası kontrol edilemeyen Çin roketinin Dünya’ya çakılacağı yönündeki söylemleriyle felaket senaryoları yazdı. Türkiye açısıdan da durum benzer bir şekilde ilerledi. Ulusal medya organlarında rokete ilişkin tehlike işaretleri verildi. Örneğin; Milliyet.com konuya ilişkin “Çin’in roketi Türkiye’ye düşebilir! İstanbul ve Ankara tehlikede” başlıklı bir haber yayınladı. Türkiye’de de New York Times ile benzer bir tutum izlendi. Koronavirüs haberleriyle benzer bir şekilde medyada komplo teorisi biçiminde yansıtılan Çin roketi haberlerine ilişkin Çin, Global Times’taki güncel açıklamasında “ABD’nin Çin roketiyle ilgili aldatıcı kampanyasına rağmen Çin halkı ve uluslararası toplum bazı ABD’li elitlerin kolektif dar kafalı yaklaşımını bir kez daha gördü. Bu kişiler Çin’in uzay teknolojisi alanındaki hızlı gelişimini kıskanıyor. Birkaç yıl içinde yörüngede sadece Çin’in uzay istasyonunun olacağı gerçeğine katlanamıyorlar” diye belirtti.
Bilim insanları roketten çıkan parçaların yaşam alanlarına isabet etmesi durumunda büyük hasarlara yol açacağını söylüyordu. Pekin’den ise roketin yaratacağı hasarın oldukça düşük olacağı açıklaması geldi. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Vang Venbin de roketin parçalarının önemli bir kısmının atmosfere girerken tahrip olacağını belirterek, “Havacılık faaliyetlerine ya da yerdeki insanlara ve faaliyetlere zarar verme olasılığı oldukça düşük” dedi.
Sonuç olarak;
Çin roketi Hint Okyanusu’nda Maldivler yakınlarına düştü ve NASA Yöneticisi Nelson “Çin Uzay konusunda standart sorumluluğunu yerine getiremiyor” dedi. Çin ise Global Times’taki haberinde roketin kontrolden çıktığı yönündeki haberleri kabul etmedi. Konuya ilişkin Global Times haberinin başlığı “Çin’in roket kalıntıları ‘doğru tahmin edildiği gibi’ Dünya’ya düşüyor” şeklindeydi ve Çin medyasına göre durum Batı medyalarınca abartılıyordu. Pentagon, Avrupa Uzay Ajansı, Rus Uzay Ajansı ve Türkiye medyasının yaptığı haberlere bakıldığında en yakın tahmin Rus Uzay Ajansı tarafından yapılmış oldu.
Mcdowell, paylaşımında roketin okyanusa düşme ihtimalinin her zaman yüksek olduğunu belirtti.
Çin ABD’nin Çin roketiyle ilgili iddialarını aldatıcı ve utanç verici bir kampanya olarak nitelendirdi
Çin, yaklaşık 60 yıllık uzay faaliyetlerinde can kayıplarına sebep olan herhangi bir roket döküntüsü vakası bildirilmediğini belirtti. Analistler Çin roketlerinin riskli olduğunu iddia etmenin entelektüel karşıtı bir duruş olduğunu savundu. Wang Yanan, “Böyle bir mantığa inandıkları için Batı toplumundaki sağduyu bilimi konusunda gerçekten şüpheliyim” dedi. Çin roketinin kalıntıları başka tartışmalara kapı araladı. Roket kalıntıları ‘uzay çöpü’ sorununu gündeme getirdi. Bilim insanları enkazın yarattığı tehlikelerin devam ettiğini söylüyor. Astrofizikçi Jonathan McDowell’e göre bu tarihteki en büyük dördüncü kontrolsüz düşüş oldu. Astrofizikçi Jonathan McDowell attığı tweette “Okyanusa yeniden giriş her zaman istatiksel olarak en olası olanıydı. Görünüşe göre Çin kumarını kazandı (Maldivlerde enkaz haberi almadıkça) ama yine de pervasızdı” dedi.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) 2021 yılı araştırması ile belirlenen Birleşmiş Milletler (BM) ‘Gıda İsrafı Endeksi Raporu’ verilerine göre dünya genelinde her yıl 931 milyon ton gıdanın israf edildiği belirlendi. Bunun 569 milyon tonunu evlerde israf edilen gıdalar oluşturuyor.
TÜRKİYE KÜRESEL GIDA İSRAFINDA 3.SIRADA
BM raporuna göre Türkiye’de her yıl 7,7 milyon ton gıda israf ediliyor. Türkiye kişi başına düşen yıllık 93 kg gıda israfı ile dünya genelinde üçüncü sırada yer alıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti kişi başına düşen yıllık 100 kg besin israfı ile ilk sırada yer alırken Meksika 94 kg besin israfı ile ikinci sırada yer alıyor. Yıllık toplam gıda israfında ise Hindistan, Nijerya ve Endonezya dünya genelinde ilk üç sırada yer alıyor.
KÜRESEL GIDA İSRAFI
BM Çevre Programı (UNEP) ve sivil toplum kuruluşu WRAP tarafından hazırlanan Gıda Atık Endeksi Raporu 2021 verilerine göre dünya genelinde 40 tonluk 23 milyon kamyon dolusu gıda her yıl israf ediliyor. Marketler, restoranlar ve evlerde tüketime hazır her 100 gıdanın 17’sinin doğrudan çöpe atıldığı belirtiliyor. Raporda gıdaların %40’ının henüz evlere girmeden israf edildiği ifade ediliyor. Bu da israfın büyük bir oranın marketlerde ve restoranlarda yapıldığını gösteriyor.
Daha önce gıda israfının sadece zengin ülkelerin sorun olduğu düşünüyorken bu araştırma ile gelir gruplarından bağımsız olarak her ülkede büyük oranda gıdanın israf edildiği belirlendi. 2019’da yaklaşık 690 milyon insan açlıktan etkilendiği ve üç milyar sağlıklı insanın besin bulamadığı bilindiğine göre israfın boyutu inanılmaz.