
İsmet İnönü ve Süleyman Demirel’e atfedilen “meclis merdivenleri” anısı gerçek mi?
12 Şub 2026
10:33
Sonuç
- Anlatı, uydurmadan ibaret.
- Süleyman Demirel’in bu anıyı anlattığını gösteren güvenilir bir arşiv kaydı, hatırat bölümü veya resmi belge bulunmuyor.
İddia Yayılımı
İsmet İnönü ve Süleyman Demirel’in yaşadığı bir anı olarak sosyal medyada dolaşıma giren “liderlik dersi” temalı anlatıyı inceledik.
Yaşandığı iddia edilen anı şu şekilde aktarılıyor:
“LİDERLİK nedir?
Tarihten bir anı: İNÖNÜ – DEMİREL…
Süleyman Demirel anlatıyor: “39 yaşında Başbakan oldum. Ana muhalefet lideri İsmet İnönü’ydü. Yeminle söylüyorum; onunla görüşmeye giderken dizlerim titrerdi. Ben alt tarafı Çoban Sülü. O ise Garp Cephesi kumandanı, Cumhuriyet’in İkinci Adamı’ydı.” Seçimlerden %50 oy alarak başbakan olan Süleyman Demirel, meclisin ilk günü meclis binasında İsmet İnönü ile karşılaşır. İnönü kendisine, “Meclisin kaç merdiveni var Süleyman biliyor musun?” diye sorar. Demirel cevap verir; “Bilmiyorum…” Beklemediği bir soru karşısında cevapsız kalan Demirel, bu durum karşısında içten içe bozulmuştur. Birkaç gün sonra mecliste yeniden İnönü’nün yanına giden Demirel kulağına eğilerek; “Efendim, meclisin 220 merdiveni var!” der. Kime saydırdın? diye sorar İnönü. Demirel; “Bizzat ben saydım efendim!” der ve bunun üzerine İnönü’den tarihi bir söz duyar; “Bak Süleyman, lider odur ki zor işlerle uğraşsın. Lider basit işleri kendi yapmaz. Bak mesela ben meclisin kaç merdiveni olduğunu bilmiyordum. Sana saydırdım…”
Kanıt
Anlatı uydurmadan ibaret
Anahtar kelime taraması yaptığımızda, güvenilir hiçbir kaynakta iddiadaki gibi bir anıya rastlamadık. Söz konusu diyalog; Demirel’in hatıratlarında, TBMM tutanaklarında ya da İnönü–Demirel görüşmelerine dair akademik çalışmalarda yer alan doğrulanmış bir anekdot olarak görünmüyor.
Buna karşılık anlatının 2020 yılında Milliyet’te Melih Aşık’ın köşesinde yer aldığı görülebiliyor. Aşık yazısında hikâyenin gerçekliğine dair bir kanıt bulunmadığını belirterek metni şüpheyle aktarıyor.

Ancak bu durum, anlatının sosyal medyada yayılmasını engellememiş.
Öyle ki yalnızca sosyal medya kullanıcıları değil, bazı köşe yazarları da söz konusu anıyı kaynağını belirtmeksizin ve doğruluğuna dair bir not düşmeksizin aktarmış durumda.
2020 yılı öncesine ait herhangi bir izine rastlayamadığımız bu anlatı genellikle kaynaksız biçimde, “liderlik dersi” veya motivasyon yazısı formatında paylaşılıyor. Metnin çoğunlukla birebir aynı kalıpla dolaşması da bunun sözlü tarih aktarımından ziyade kurgusal bir “ders hikâyesi” izlenimi verdiğini gösteriyor.
Eğer böyle bir anı gerçekten yaşanmış olsaydı; Demirel’in kapsamlı hatıratlarında, söyleşilerinde ya da döneme ilişkin arşiv belgelerinde yer alması beklenirdi.
Nitekim Demirel’in İsmet İnönü hakkında yaptığı açıklamalara baktığımızda daha farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Örneğin 2010 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İnönü’yü Adolf Hitler’e benzetmesine ilişkin görüşü sorulduğunda Demirel şu yanıtı vermişti: “Ebediyete intikal etmiş, tarihe mal olmuş insanları rahat bırakmak lazım. … Geçmişin icraatlarını, tasarruflarını eleştirebilirsiniz ama kişilerin şahsına laf üretmenizi esefle karşılıyorum.”
Bu ifade, İnönü’ye yönelik kişisel saldırılara karşı açık bir saygı vurgusu niteliği taşıyor.
Benzer şekilde Demirel, İnönü’yü ilk gördüğü anı anlatırken de saygılı ve ölçülü bir üslup kullanıyor; ancak “meclis merdiveni” şeklinde bir liderlik dersi anısından bahsettiğine dair güvenilir bir kayıt bulunmuyor.
Sonuç olarak İsmet İnönü ile Süleyman Demirel arasında geçtiği iddia edilen “Meclisin kaç merdiveni var?” anısı doğrulanabilir bir kaynağa dayanmıyor.
Süleyman Demirel’in bu anıyı anlattığını gösteren güvenilir bir arşiv kaydı, hatırat bölümü veya resmi belge bulunmuyor.
Dolayısıyla söz konusu anlatı tarihsel olarak doğrulanmış bir olay değil; kaynaksız biçimde dolaşıma girmiş kurgusal bir liderlik hikâyesi niteliğinde.


